Bugün “Kim ismi” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz.
Kim ismi? Üzerine İzmir Sıcağında Fazla Düşünülmüş Bir Hikâye
İzmir’de yazın öğlen saatlerinde kaldırım taşları bile düşünüyorsa, insanın zihni zaten fazla mesai yapıyor demektir. Ben de tam o saatlerde, Alsancak tarafında yürürken bir arkadaşımın attığı mesajla durup kaldım: “Kim bu Kim ismi ya?”
Telefon elimde, güneş tepemde, beynim ise klasik modda: yarı espri yarı felsefe. Çünkü bazı sorular vardır, basit görünür ama içine girince insanı küçük bir varoluş krizine sokar. “Kim ismi?” de tam olarak öyle bir şeydi.
İlk bakışta saçma gibi duruyor, evet. Ama İzmir sıcağında saçma şeyler bile ciddi görünür. Çünkü güneş beynin üzerine direkt “yorum yapma kapasitesi %40 düştü” efekti basıyor.
Ben de yürürken kendi kendime söylendim:
“Kim mi? Yoksa ‘kim’ diye bir isim mi var gerçekten… yoksa biz yıllardır yanlış mı yaşıyoruz?”
İşte hikâye burada başladı.
Kim ismi? Sorusu Neden Bu Kadar Kafaya Takılıyor?
Normalde insan “Ahmet kim?”, “Ayşe kim?” diye sorar. Ama “Kim ismi?” deyince işler değişiyor. Çünkü burada iki ihtimal var:
Ya biri gerçekten “Kim” isimli birini soruyor
Ya da dil kendi içinde ufak bir sabotaj yapıyor
Ben üçüncü ihtimali düşündüm:
Belki de evren bize küçük bir dil şakası yapıyordur.
Çünkü “Kim ismi?” dediğinde beynin otomatik olarak şunu yapıyor:
“Kim… isim… hmm… Kim isim mi yoksa soru mu?”
Ve o anda kafanın içinde minik bir tartışma başlıyor.
İç ses 1: “Bence biri ‘Kim’ diye birinden bahsediyor.”
İç ses 2: “Hayır ya, açıkça ‘kim ismi’ diyor, isim soruyor.”
İç ses 3 (ben): “Arkadaşlar susun da kaldırımda çarpılmayalım.”
İzmir’de yürürken aynı anda hem güneşle hem düşüncelerle mücadele etmek böyle bir şey.
İlk Karşılaşma: Arkadaş Ortamında “Kim” Krizi
Akşam olduğunda arkadaşlarla sahilde oturduk. Çaylar, gevrek muhabbeti, arada martı bağırışları… klasik İzmir.
Konuyu açtım:
“Biliyor musunuz, ‘Kim ismi?’ diye bir şey var ya…”
Bir anda masada duraksama oldu.
Arkadaş 1:
“Ne Kim’i? Koreli mi?”
Arkadaş 2:
“Yok ya, biri ‘kim bu isim’ demek istemiştir.”
Arkadaş 3:
“Bence bu dil hatası değil, direkt zihinsel glitch.”
Ben ise sessizce denizi izliyorum. Çünkü bazı anlarda tartışmayı yönetmek yerine sadece manzaraya güvenmek daha mantıklı.
Ama içimden şunu düşündüm:
“İnsanlık Mars’a gitmeden önce bu ‘Kim ismi?’ olayını çözmeli.”
Dilin Tuhaf Oyunları ve “Kim ismi?” Fenomeni
Dil dediğimiz şey aslında çok ciddi bir şey gibi duruyor ama bazen resmen trollük yapıyor. “Kim ismi?” de bunun en tatlı örneklerinden biri.
Çünkü Türkçede “kim” zaten başlı başına bir soru kelimesi. Ama aynı zamanda dünya üzerinde “Kim” gerçekten bir isim.
Ve bu iki gerçek aynı cümlede buluşunca ortaya küçük bir kaos çıkıyor.
Bir düşün:
“Kim geldi?” → normal
“Kim aradı?” → normal
“Kim ismi?” → beynin kısa devre
Bunu fark ettiğimde şunu dedim:
“Dil aslında bizi sürekli küçük testlere sokuyor olabilir mi?”
Sonra kendime güldüm:
“Hayır ya, fazla düşünüyorsun.”
Ama geçmiyor işte. Bazı sorular insanın içine yerleşiyor.
Günlük Hayatta “Kim ismi?” ile Yaşamak
Ertesi gün markete gittim. Kasada sıra beklerken arkada bir konuşma duydum:
“Kim ismi yazmış buraya?”
Direkt kulaklarım dikildi.
İç ses:
“İşte bu! Evren yine mesaj gönderiyor.”
Ama meğerse bir listeye bakıyorlarmış, birinin adı gerçekten Kim’miş.
O an fark ettim ki mesele tamamen algı meselesi. Ama algı dediğimiz şey de İzmir trafiği gibi: bazen düzgün akar, bazen tamamen kilitlenir.
Kasiyerle göz göze geldim. O da muhtemelen benim boş bakışımı fark etti.
Kasiyer:
“Bir sorun mu vardı?”
Ben:
“Yok… sadece… ‘Kim ismi?’ üzerine düşünüyordum.”
Kadın 2 saniye baktı ve sonra:
“Yoğunluk arttı galiba.”
Haklıydı.
Kim ismi? Üzerine Fazla Düşünmenin Yan Etkileri
Bu soruyu fazla kurcalamanın yan etkileri var:
Markette varoluş sorgusu
Sahilde dil felsefesi
Dolmuşta “isim nedir?” krizi
Ve en önemlisi: gereksiz ciddi yüz ifadesi
Arkadaşlarım bile fark etti.
Arkadaş 1:
“Sen yine ‘Kim ismi?’ moduna girmişsin.”
Ben:
“Mod değil bu, araştırma.”
Arkadaş 2:
“Ne araştırması?”
Ben:
“Bilmiyorum ama önemli.”
İşte insan bazen böyle oluyor. Ne yaptığını bilmiyor ama yaptığı şeyin önemli olduğuna inanıyor.
İç Seslerle Tartışma: Kim Gerçekten Ne?
Bazen kafamın içinde küçük bir panel oluyor.
İç ses 1: “Kim bir isimdir.”
İç ses 2: “Kim bir sorudur.”
İç ses 3: “Kim ismi? bir dil kazasıdır.”
Ben: “Siz biraz susun artık.”
Ama en komiği şu: iç seslerin bile birbirine saygısı yok. Her biri kendi teorisini savunuyor.
Bir noktada şunu düşündüm:
“Belki de ‘Kim ismi?’ sorusunun cevabı yok. Çünkü soru zaten cevabın kendisini dağıtıyor.”
Sonra hızlıca kendimi düzelttim:
“Yok ya, çok drama yaptın.”
İzmir Günlük Hayatında Felsefi Sapmalar
İzmir’de yaşamak aslında sürekli küçük felsefi sapmalar demek. Mesela:
Kordon’da yürürken “hayat neydi?” diye düşünmek
Simit alırken “ben kimim?” demek
Martı bağırınca “o benden daha özgür” hissine kapılmak
“Kim ismi?” meselesi de bu akışın bir parçası oldu benim için.
Bir gün vapurda otururken karşımdaki çocuk annesine sordu:
“Anne, Kim ismi ne demek?”
Kadın direkt:
“Yabancı bir isim.”
Çocuk:
“Bizde kim diye soru var ama?”
Kadın:
“Sus ve simidini ye.”
O an içimden güldüm. Çünkü bazen hayatın cevabı gerçekten bu kadar kısa olabiliyor.
Arkadaş Muhabbetlerinin Kaçınılmaz Sonu
Her konu gibi bu da arkadaş ortamında absürt yerlere gitti.
Arkadaş 3:
“Bence Kim aslında evrensel bir bilinmezlik.”
Arkadaş 1:
“Abi saçmalama.”
Ben:
“Bence de biraz saçmalama ama güzel saçmalama.”
Sonra hepimiz sustuk. Çünkü bazı muhabbetler bir noktada kendi kendini tüketir.
Ama ben içimden şunu geçirdim:
“Bu konu bitmedi. Sadece ara verdi.”
Fomdigital ekibi olarak “Kim ismi” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!
Kim ismi? Sorusu Neden Bizi Bu Kadar Oyalıyor?
Aslında mesele “Kim ismi?” değil. Mesele bizim anlam arama refleksimiz.
İnsan beyni boşluk sevmez. Bir şey eksikse onu doldurmak ister.
“Kim ismi?” gibi bir ifade görünce de hemen şunu yapar:
Anlam üret
Bağlam kur
Hikâye yaz
Ve fark etmeden kendi iç romanımızı oluştururuz.
Benim roman biraz fazla dramatik oldu sadece.
Son Düşünce: Belki de Hiçbir Şey Bu Kadar Ciddi Değil
Bir akşam yine sahilde yürürken durdum. Deniz sakin, hava hafif rüzgarlıydı. O an içimden şu geçti:
“Belki de ‘Kim ismi?’ sadece basit bir soru. Biz onu büyütüyoruz.”
Sonra güldüm.
Çünkü insanın kendi düşüncelerini ciddiye alıp sonra onlarla dalga geçmesi de ayrı bir yetenek.
Telefonu cebime koydum, yürümeye devam ettim. Yanımdan geçen bir çift konuşuyordu:
“Kim aradı seni?”
İçimden sadece şunu dedim:
“Başlıyoruz yine…”