İşaret Fişeği Atmak Yasak Mı?
Hayatımda bazen, küçük bir hareketin büyük anlamlar taşıyabileceğini fark ediyorum. Kayseri’de yaşayan, 25 yaşındaki bir genç olarak, kendimi bazen sıradan bir adam olarak hissetsem de, duygularım ve düşüncelerim çoğu zaman içimde fırtınalar koparıyor. Bazen de her şeyden uzaklaşıp, bir anın içinde kaybolmak istiyorum. İğreti bir huzurun içinde kaybolduğum anlardan biriydi işaret fişeğini atma kararı aldığımda… Ama ne kadar basit bir şey olsa da, sonunda bana ne hissettirdiği, bambaşka bir yere vardı.
O Gecenin Havası: Heyecan ve Yasak
Bir yaz akşamı, hava Kayseri’nin tipik sıcak, boğucu havasına inat, serindi. Yavaş yavaş alacakaranlık çökmeye başlarken, arkadaşlarla şehir merkezine doğru yola çıktık. Bu geceyi sıradan bir akşam gibi geçireceğimizi düşünüyorduk ama içimde bir şey vardı, o “yapmak isteğim ama ne olursa olsun yapmaktan kaçınacağım şey” hissi. Aslında, yıllardır bana öğretildiği gibi, ne olursa olsun o yasaklardan kaçmak gerekiyordu, değil mi?
Kayseri’de akşam saatlerinde bir yürüyüş yapmak çok güzel oluyordu. Kafelerdeki insanlar, çimenler üzerinde yere serilmiş örtülerin üzerinde sohbet eden çiftler, yanımdan geçerken bir an bile gülümsemeden geçmeyen küçük çocuklar. Bu anı, ne kadar değerli olduğunu hep bilirim. Ama bir şeyler eksikti. Geceyi daha da unutulmaz kılacak bir şey… O an, hatırladığımda içimi ısıtacak bir şey. İşaret fişeğini bulmamla birlikte, hissettiklerimi açıklamak zor.
Yasak olan şeyler bazen daha çekici gelir, değil mi? İnsan bir yasakla sınanmak ister, hırsla o şeyi yapmak için çabalar. Bir taraftan, “ya yakalanırsam?” endişesi, diğer tarafta ise o anın heyecanıyla birlikte hayatın ne kadar değerli olduğunun farkına varmak. İşaret fişeği, işte tam o an, kendimi bir nevi özgür hissetmemi sağlayacak bir araçtı. Ama bir yandan da, fişeğin patlamasının çıkardığı sesin ne kadar dikkat çekici olacağını, güvenlik güçlerinin ne kadar hızlı bir şekilde müdahale edebileceğini de hesap ediyordum. Yasak olan bir şeyi yaparken kalbiniz bir nebze korkuyla çarpar ama diğer taraftan yaptığınız şeyin yasak olmasının verdiği tatminle de gururlanırsınız.
O Anı Yaşamak: Duyguların Peşinden Gitmek
Fişeği elimde tutarken, içimde tam olarak ne olduğunu bilmemek beni o kadar geriyordu ki! İçimi hırs, bir anlamda korku ve aynı zamanda biraz da özgürlük hissi kaplamıştı. Ama bir şeyler hep eksikti. Hep eksik oluyordu. Sanki her zaman bir şey yapmaya karar verip o kararı verirken bir yandan da pişman oluyordum. İşaret fişeği, birkaç saniyeliğine her şeyi unutabileceğim, o sırada yalnızca o küçük parlamanın benimle olacağı anı getiriyordu. Ama başka bir tarafım, yasaklara karşı duyduğum minik isyanı sorguluyordu. Ya fişek gerçekten ateş aldıysa? Hangi bakış açısıyla yaklaşmalıyım buna?
Duygularım çelişkiliydi, çünkü bir tarafta işaret fişeğini atmaya ne kadar yakınsam, diğer tarafta ne olursa olsun yasak bir şeyin yaptığı her şeyin tehlikeli olduğunu, hayatımı riske atmayı ne kadar istemediğimi de biliyordum. Tedirginliğim bir hayli fazlaydı ama yine de o anı, o ışığın patlayışını görmeyi, gerçekten deneyimlemeyi istiyordum.
Sonunda, ne yaptığımı tam olarak anlayamadım, sadece hissettim. Elimdeki işaret fişeğini ateşlediğimde, patlamadan çıkan o ışık, geceyi aniden aydınlattı. Bu kadar parlak olmasının sebebi neydi? Bilmiyorum ama o an, hayatın her şeye rağmen nasıl parlayabileceğini, hatta en sıradan anlarda bile bir mucize yaşanabileceğini düşündüm. İnsanın heyecan duygusu, çoğu zaman bilinçli kararlarla değil, spontane bir şekilde ortaya çıkar.
Kayseri’de Yasaklar ve Gençlik
Kayseri, çoğu zaman Anadolu’nun en sakin şehirlerinden biri olarak bilinse de, buradaki gençler de en az İstanbul’daki kadar özgürlük arayışındalar. Sadece belki çok daha temkinli ve dikkatli bir şekilde. Bizim burada da zaman zaman yasaklar var. O yasaklardan biri de işaret fişeği atmanın yasak olmasıydı. Bir yandan da, yasakların insana ne kadar itici geldiğini her zaman hissettim. İşaret fişeği atmak, belki de Kayseri gibi şehirlerde bir isyanın, küçük bir özgürlük çığlığının sembolüydü.
Gençliğim, her anın içinde bir şeyleri öğrenmek, deneyimlemek ve en önemlisi de kendimi bulmakla geçiyor. Yasaklarla dolu bir dünyada büyüdüm, bu yüzden belki de yasaklara karşı bir eğilimim vardı. Yasakların içindeki gizemi, ne kadar uzak olursa olsun, keşfetmek istedim. Ama o gece fişeği ateşledikten sonra hissettiklerimi bir başka açıdan değerlendirdim. Belki de yasakların derinlerinde, insanın özgürlüğü keşfetme arzusuyla, hiçbir şeyin gerçekten yasak olmadığına inanmak istiyordum.
O Patlama: Hayal Kırıklığı mı, Umut mu?
İşaret fişeğinin patlamasıyla birlikte tüm duygularım karıştı. O an patlayan ışık, bana daha önce hiç fark etmediğim bir şey hissettirdi. O anın içindeki hayal kırıklığı da, sonunda bir umut haline dönüştü. Kayseri’nin o sakin sokakları, o gündelik hayatı her zaman beni etkiler. O yüzden işaret fişeğinin patladığı an da bana, yaşamanın anlamını düşündürdü. Hızla geçen bir geceydi ama ne kadar anlamlı olduğunu fark ettiğimde, zamanın aslında ne kadar geçici olduğunu da anladım.
İçimdeki gerginlik, fişeğin patlamasıyla birlikte kayboldu. Yasakların içinde bir çelişki vardı. Yasaklar, bizi özgür kılacak bir şeydi aslında. Çünkü onları deldiğimizde, kendimizi daha fazla tanıyorduk. O gece, işaret fişeğinin patlamasıyla birlikte, kendimi biraz daha özgür hissettim. O anın sonunda, kaybolan bir korku, yerine bir umut bırakmıştı. O küçük parlamanın ışığı, belki de hayatımın çok daha parlak bir anlamını aydınlatmıştı.
İşaret fişeği atmak yasak mı? Evet, ama bu yasak, özgürlüğün de simgesi olabilir. Yaşadığım her anın anlamını, o gece o küçük patlamada buldum. Bazen yasaklar, hayatı anlamlı kılmak için var.